Seni kovuyorum! Neden? Çünkü çok başarılısın!

a

Seni kovuyorum!Seni kovuyorum! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama ile eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak‘ı savunarak yine muhalefeti suçladı. Bilindiği üzere Berat Albayrak 3 aydan fazla bir süredir ortalıkta yok ve muhalefet, sürekli eski bakanın nerede olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Ayrıca Merkez Bankası’nın kasasındaki 130 milyar dolarlık erimenin hesabını da…

Öncelikle, çok uzun zamandır muhalefette bir strateji değişikliği gördüğümüzü belirtmemiz gerekli. Eskiden Tayyip Erdoğan gündem belirler, muhalefet de iktidar ne isterse o konudan konuşurdu. Baktığımız zaman belirli bir süredir muhalefetin sert eleştiriler dile getirdiğini ve Erdoğan’ın da savunma pozisyonuna geçtiğini görüyoruz. Ekonomide yaşanan ağır buhranın halk nezdinde de hissedilmesi nedeniyle Erdoğan, muhalefetin sorularına gülüp geçemiyor; halka da hesap vermesi gerektiğini hissediyor.

Gelelim Berat Albayrak meselesine

1) Albayrak görevi bıraktığında gerekçe olarak “sağlık sorunları” gösterilmişti. Eğer böyleyse Albayrak’ın sağlık durumu nedir? Hasta mı, iyileşti mi, operasyon mu geçirdi, inzivada mı? Neden hiçbir AKP yetkilisinden “geçmiş olsun” mesajı duymadık?

2) Yok hasta değildiyse, halka neden yalan söylendi? Ve görevden neden alındı? Tayyip Erdoğan, Berat Albayrak’ın ekonomide çok başarılı işler yaptığını belirtiyor zira. Başarılı bir bakan, neden görevden alınır?

3) Albayrak çok başarılı idiyse, yerine gelen Lütfi Elvan ve yeni TCMB Başkanı Naci Ağbal, neden Albayrak dönemindeki icraatların tam tersini yapıyorlar? Neden Albayrak’ın yaptığı işler şu an 180 derece farklı uygulanıyor? Albayrak faizlerin inmesinden yanaydı, Seni kovuyorum!  şu an faizler onun bıraktığının neredeyse iki katı. Albayrak bol keseden kredi dağıtılmasından yanaydı, şu an bankalar suyu kesti. Aktif rasyosu kaldırıldı, yabancılara getirilen swap kısıtlamaları gevşetildi. Albayrak çok başarılı idiyse, neden onun uygulamalarını devam ettirmiyorsunuz da tam tersini yapıyorsunuz?

Sorular devam edebilir. Ama biliyoruz ki bunlara da cevap veremezler ve bizi vatan haini ilan ederler. Bu nedenle kısa keselim.

Erdoğan, yaptığı konuşmada, Albayrak dönemindeki rezerv satışlarını “pandemi koşulları”na bağladı. Tabii, hiçkimse TCMB’nin rezerv satışlarının 2018’de başladığını ve o günden bugüne dek sorgulandığını hatırlatmadı kendisine. Pandemiyi bahane olarak öne sürünce, herkesin susmak zorunda kalacağını düşündü. Ama Mustafa Hoş’un deyimiyle, “Neotürkiye’nin panzehiri hafızadır.” Arşiv, yalanları hemen gün yüzüne çıkarıyor.

Şu rezerv meselesini de bir anlatalım

Şu rezerv meselesini de bir anlatalım. Erdoğan, TCMB’nin kasasında 95 milyar dolar rezervin olduğunu belirtti. Oldukça eksik bir açıklama idi bu. Birincisi, bu rakamın “brüt” rezerv olduğunu söylemedi. İkincisi, merkez bankaları için asıl belirleyici olan noktanın brüt değil “swap hariç net rezerv” olduğunu unuttu. Şöyle düşünün; cebinizde 500 lira varsa, bu brüt rezerv demektir. Eğer bankaya 400 lira borcunuz varsa, net rezerviniz Seni kovuyorum!  100 lira oluyor. Bir de bunun üzerine komşunuzdan bir haftalığına 300 lira ödünç almışsanız, işte ortaya çıkan -200 lira, swap hariç net rezerv oluyor. Şimdi, sizin cebinizdeki 500 lira mı sizin finansal durumunuzu daha iyi anlatır, yoksa -200 mü? Kararı siz verin. Not: TCMB’nin swap hariç net rezervi, 2020 sonu itibariyle, eksi 41 milyar dolar. (Kaynak, Mahfi Eğilmez)

Şurada da Türkiye’nin eriyen rezervlerini görmek mümkün. Türkiye’nin, cebindeki döviz miktarı, dış borçlarının yüzde 10’una bile yetmiyor! Yani ülke, bugün, iktidar ve onun şakşakçıları her ne kadar aksini belirtse de, 2001 krizinden bile kötü bir noktada!

(Kaynak, Birgün)

Albayrak çok başarılı

Diğer bir konu, Erdoğan’ın, yapılan eleştirilerin “artık ailesine kadar uzandığını” belirtmesi idi. Yani, vasıfsız bir insanın, sırf damat kontenjanından bakan olmasını ve bu bakan döneminde halkın parası olan 130 milyar doların kuş olmasını eleştirmek, aileye saldırmak oluyor, öyle mi? Bunun mantıklı tek bir yönü yok maalesef. Bir de Albayrak çok başarılı olduğu için “kuduruyormuşuz.” Pes, gerçekten bir ülkenin cumhurbaşkanı böyle konuşmamalı.

Erdoğan, konuşmasının devamında, CHP’yi “faizci olmakla” suçladı. Bu da yine neresinden tutarsanız tutun elinizde kalan bir saldırıydı. %17 ile dünyada faizin en yüksek olduğu ülke olan Türkiye, onu yöneten Tayyip Erdoğan, ama faizci olan CHP… Bu kadar saçmalamayı nasıl başarıyorlar?

Benzer İçerikler

Editör: DurSoft

Haber ve Köşe yazılari Güncel konularda yazılmış ekonomik gündem köşe yazılarını yayınladığımız kişisel haber kanalımız dursoft.com.tr web sitemizde yayınladıgımız bütün içerikler web sitemizde ayittir kaynak belirtilmeden kulanılmamalıdır.