Yerli ve Milli Aşı Hikayesi

a

Yerli ve Milli Aşı Hikayesi

Yerli ve Milli Aşı Hikayesi

AstraZeneca           –   Oxford Üniversitesi ile İsveç işbirliğinde geliştirildi.
Moderna                 –  Amerikalı ilaç şirketi tarafından geliştirildi.
Biontech – Pfizer –  Türk bilim insanları Profesör Uğur Şahin ve Özlem Türeci tarafından Almanya da geliştirildi.
Sputnik V                –   Rusya tarafından geliştirildi.
CoronaVac             –   Çin merkezli Sinovac şirketi tarafından geliştirildi.

Türkiye’de ise partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a göre 16 merkezde, sağlık bakanı Fahrettin Koca’ya göre 8 merkezde yerli ve milli aşı çalışmaları sürüyor. “Göre” diyorum çünkü AKP döneminde sayısal bir veriye dayalı, nesnel bir bilginin açıklanmasında dahi çelişki yaşanabildiğine her gün şahit oluyoruz.

Tabi bu çelişkiler sayın ahalimiz için hiçbir sorun teşkil etmiyor. Takılmıyorlar verilere, sayılara… Haftada bir giriş bölümüne “ey cehape” sözleriyle başlayan, gelişme bölümünde “yerli ve milli aşımızı üretiyoruz, Dünyada bir numarayız, işsizlik kalmadı ” şeklinde pembe masallarla devam eden ve “Almanya bizi kıskanıyor” diyerek final yapan bir konuşma ahalimizin gazını 18 yıldır almaya yetiyor.

Yerli uçağımız göklerde

Yerli ve milli aşıya gelince bu hikaye yerli uçağımız göklerde” hikayesine dönüşecektir. Hatırlayacak olursak; 2011 yılının genel seçimleri öncesi AKP tarafından hafızalara kazınan bir afiş hazırlanmıştı. Söz konusu afişte gökyüzü arka fonunun önünde Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafı ve kırmızı renklerle “yerli uçağımız göklerde” yazısı, yazının üzerinde ise kırmızı renkte bir yolcu uçağı vardı. Afişi çok gördük, vaadi de çok duyduk ama yerli uçağımızı bir türlü görmek nasip olmadı. Hatta yerli uçak vaatlerini kendileri unutmuş olacaklar ki, 2018 seçimlerinde bizzat Süleyman Soylu tarafından yerli ve milli uçak vaadi tekrar verildi. Yani, yerli ve milli aşımız üretiliyor, üretilecek, az kaldı derken muhtemelen iktidar başa saracak ve yerli ve milli aşımızın üretim çalışmalarına başladık diyecektir.

Yerli aşıyı üretmek

Yerli aşıyı üretmek için bir şansımız olabilirdi. Ancak bu şans yine AKP hükümeti tarafından 2011 yılında hiçbir gerekçeye dayandırılmadan elimizden alındı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında 27 Mayıs 1928 tarihinde açılan ve Türkiye’nin ilk ve tek “Halk Sağlığı Laboratuarı” özelliğinde olan Dr. Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü kurulum amacı itibariyle salgın hastalıklarla, enfeksiyonlarla mücadele etmekteydi. Faaliyet gösterdiği yıllarda BCG aşısı, kuduz aşısı, kuduz serumu, tetanos, boğmaca aşı ve serumları üretilmiş ve birçok aşının ithali durdurulmuştu. Öyle ki 1940’lı yıllara gelindiğinde enstitü Ortadoğu ülkelerine Tifüs aşısı satacak seviyeye gelmişti.

Ancak cumhuriyetten ve cumhuriyetin eserlerinden rahatsız olan, her fırsatta yerli ve milli olduğunu söyleyen AKP hükümeti yerli ve milli Dr. Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsünü 2 Kasım 2011 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 663 sayılı kararname ile kapattı. Bu tarihten sonra Türkiye tıp alanında tamamen dışa bağımlı bir ülke halini aldı. Salgınla mücadelede devlet politikaları itibariyle sınıfta kaldık. Bizi tek ayakta tutan ise gerçek emekçi sağlık çalışanlarımız oldu.

Benzer İçerikler

Editör: DurSoft

Haber ve Köşe yazılari Güncel konularda yazılmış ekonomik gündem köşe yazılarını yayınladığımız kişisel haber kanalımız dursoft.com.tr web sitemizde yayınladıgımız bütün içerikler web sitemizde ayittir kaynak belirtilmeden kulanılmamalıdır.